Dinlemeyi Bilmiyoruz
Çoğu zaman dinler gibi yapıyoruz. Ama aslında sıramızı bekliyoruz.
"Her şeyi söylüyorum ama anlamıyor." Bu cümleyi çok duyuyorum. Ve her duyduğumda şunu düşünüyorum: belki söylüyorsun ama iletmiyorsun.
Söylemek senin eylemin. İletmek, karşındakinin alması. Arada uçurum olabiliyor.
Sen "destek istiyorum" demek istiyorsun ama ağzından çıkan "neden hiç yardım etmiyorsun?" İlki bir ihtiyaç ifadesi. İkincisi bir suçlama. Ve karşındaki suçlamayı duyunca savunmaya geçiyor. İletişim kopuyor.
Çoğu iletişim sorunu, mesajın kendisinden değil, nasıl iletildiğinden kaynaklanıyor.
İnsanlar duygularını düşünceler olarak ifade ediyor. "Bence sen bencilsin" bir duygu değil, bir yargı. Altındaki duygu: "Kendimi önemsiz hissediyorum."
Duyguyu ifade etmek kırılganlık gerektirir. "Önemsiz hissediyorum" demek, "sen bencilsin" demekten çok daha zor. Ama çok daha etkili.
Bir danışan çift var. Kadın sürekli "sen asla..." diye başlıyor. Adam kapanıyor. Kadına dedim: "Aynı şeyi suçlamadan, duygu olarak ifade etsen nasıl olur?"
"Yalnız hissediyorum" dedi. Adamın yüzü değişti. İlk kez gerçekten duydu.
İletişim sadece konuşmak değil. Dinlemek de iletişim. Ve çoğu zaman daha önemlisi.
Karşındaki konuşurken cevap hazırlamayı bırak. Anlamaya çalış. "Ne söylüyor?" değil, "ne hissediyor?" diye sor.
İletişim iki kişinin konuşması değil. İki kişinin birbirini duyması.
Bu hafta bir sohbette sadece dinlemeyi dene. Ne değişiyor?
Bu yazı sende bir şeyler uyandırdıysa
Birlikte konuşalım. İlk görüşme ücretsiz.
Ücretsiz Tanışma GörüşmesiBunlar da ilgini çekebilir.
Çoğu zaman dinler gibi yapıyoruz. Ama aslında sıramızı bekliyoruz.
Çatışmadan kaçmak barış getirmez. Sadece birikmiş öfke getirir.
Her evetinin arkasında bilinçli bir tercih mi var, yoksa bir korku mu?